Yazan:Korkuluk:Gündem, Yaşam | 0 Yorum
Turkish Rambo!
Rambo gerçek mi ki, Türk işi Rambo olsun değil mi? Ne bileyim gerçek mi?Bir sürü Amerikan faso fisosu gibi sallama olabilir.Onlar dünyayı kurtarır, aynı zamanda yok ederler falan. Kendi kendilerine binbir türlü senaryo yazıp kurgular ve bunu dünyaya izletip, köşeyi dönerler.Sonra aldıkları paralar ile, ülkelere ve kişilere hükmederler.Aman orası bombalanmasın, aman Ahmet’e bir şey olmasın vb. Kimse düşünmez ama bu gücü onlara kendilerinin verdiğini!Neyse biz konumuza dönelim, Rambo diyorduk.Var mı acaba bizim ülkemizde? Ki varmış…
Ergenekon davası bize şunu iyice belletti.Kaka adam diye fişlenenler ile en ufak bir temasın varsa, sen de örgüttensin onların hesabına göre.Toplumun buna verdiği tepki nedir? Neredeyse hiç bir şey.Anti hukuk ve insan hakları boğaz boyu uygulanırken, sadece izliyoruz.Neden, çünkü bir kesim insanın bu işine geliyor.Kısacık bir örnek; Fransa greve gidiyor, iş ve ücret düzeyleri korunsun diye.Yani sopayı önceden gösteriyor başındaki yöneticilerine.Sebebi de, ekonomik krize karşı alınan önlem paketlerinin yetersizliği. İşte böyle bir şey demokrasi! Seninkiler çalınca göz kapatmak, benimkiler öksürünce tepesine binmek değil demokrasi.Bazılarına göre demokrasi, onun menfaatine çalan borazanları en sevdiği arabesk şarkı gibi dinlemek, badem bıyıklıları en stratejik mevkilere yerleştirmek mi yoksa? Rambo demiştik değil mi, pardon…
Bir asker düşünün, sadece Kuzey Irak’da ortalama 25 kez pusuya düşürülmüş ve hepsinden çıkmış.Su altı komandosu, yüksek irtifa serbest paraşütçüsü.6 kez üstün birlik yetiştirme beraatı, 3 kez Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası (TSK’da başka hiç bir personelde yok) 180 tane takdirname ve bir sürü şerit rozeti var.Çocuk katilinin bu ülkeye getirilişinde, o uçakta olduğu da iddia ediliyor bazı çevrelerce.Olması da gayet doğal zaten, bu kadar takdir kazanmış iyi bir subay olmayacak da kim olacak ki?
Çocuk katiline uçakta, “Memlekete Hoşgeldin” diyen sesin, Levent Göktaş’a ait olduğu da ileri sürüldü.Hatta Barzani’ye yakın internet sitelerinde bu tutuklama olayı, “Memlekete Hoşgeldin Göktaş” şeklinde yer alıyor.Bir intikam alırcasına, Türk Ordusu’nun en şerefli ve başarılı askerlerinden birine göz göre göre tezgah kuruluyor hissiyatı uyandırıyor.Ki ben buna inanıyorum.Göktaş, onu tanıyan subaylarca adeta tapılan askeri bir lidermiş.Bu ülke için ne kadar çok hizmeti, çeşitli devlet kurumları adına verdiğini düşünürsek şimdi kime neyin hesabını veriyor dersiniz?Görüldüğü üzere bu işler gerçekten de çok karışık.Nice insanlar harcandı bu davalar uğruna.Şimdi de bir çoğu harcanıyor gözlerimizin önünde.Anlamak gerçekten de çok zor, ihtiyacı olduğu kadar vatandaşıyız biz bu ülkenin bazılarına göre.Fakat önemli olan benden başkasının benim için düşündükleri değil, benim ülkem için düşündüklerimdir.Ben ölene kadar bu ülkeye sadık kalacak bir vatandaşım.Kimseye göre tavır alıp, bir karakteri sırtımdan çıkarıp diğerini giyecek bir sahtekar değil!
2004 yılında emekli olmuş Göktaş ve kendisi de bir avukat.Bir hukuk adamı kısacası.Ne muhallebici, ne iktisatçı ne de eski topçu.Belki ondan sıkıntı yaşıyordur, kimseye tamah etmediğinden.2004 yılındaki Mavi Hat operasyonunda ihale yolsuzluklarına karışan zanlılarla yakın dialog halinde olduğu, dinlemelere takılmış! Elbette suçluysa, her ne olursa olsun bu hesap ondan da sorulmalı.Fakat sadece ondan değil! Ne oldu kayıp trilyonlar efendiler? Nerede fişlenmiş yöneticiler? Hangi ülkede insanlar hapisten çıkıp mebus olabiliyor? Bu kişiye dokunulmazlık zırhı giydirilip, insanlar nasıl adaletin elinden kurtarılıyor? Tüm bu örnekleri bulabileceğimiz belki de tek ülkede yaşıyoruz.
Ben bir vatandaş olarak, Ergenekon davasının kurmaca olduğunu düşünüyorum.Yapılan gözaltılar ve tutuklamalara bakınca da çok çarpık ve karşılığı çıkmayan ilişkiler görüyoruz.Her zaman televizyonlara çıkan, çeşitli bilgilendirmeler yapan Sinan Aygün nereye kayboldu? Neden artık çıkmıyor televizyonlara? Yoksa artık esnafı düşünmüyor mu dersiniz? Ya da tutuklanıp, salınan diğer insanlar.Birileri tutukluyor fakat sonra serbest kalıyor. Ne kadar tuhaf değil mi?
Sağda solda, bir sürü mühimmat ortaya çıkmaya başladı.Boynuna mermi muskası bağlayıp teskere alan bir toplum olduğumuz göz önüne alınırsa, hatıra sevgimiz tavan yapmış durumdaydı.Fakat bu Ergenekon, bu hatıra sevgisi ile dolup taşan insanların da bu davaya ortak olma korkusundan elindeki hatıralarını sokağa atma noktasına getirdi.Korku imparatorluğu ve diktatörya oluşturulduğu ve bunu da medya desteği ile sabahın köründe insanların evine baskın yaparak, hiç bir insan hakları kuralı göz önüne alınmaksızın gözaltına almaları ile görüyoruz.Her şeyi iyice birbirine buladılar ve bu davanın içinden çıkılabileceğini de sanmıyorum.Zaten bu davaya bir vatandaş olarak zerre inancım da yok. Tabii içerisinde, bir sürü suçlu olabilir sanıklardan.Fakat örgütsel bazda bir kuyuya ortak edilen, asil ve direnişçi insanların suçsuzluğuna tamamen inanıyorum.
Tek suçları içlerinden geldiği gibi bu ülkenin vatandaşı olmak ve bu ülkeyi koruyup kollamaya çalışmak. Bunları yaparken, küçük hataları ile de büyük veballer ödemek.Hep öyle değil mi zaten? Hırsız çok ses çıkardığında ev sahibi uyanmazmış ama en ufak bir tıkırtıda hemen yatağından fırlarmış.Şu bakkaldan ekmek çalıp 8 yıl hapis kararı ile karşı karşıya kalan çocuğun hikayesi gibi oldu durum.Saçma ve bir o kadar da dramatik…

