Bir kaç gündür hiç keyfim yok. O yüzden ne elimi kıpırdatasım, ne de bir şeyler yazıp çizesim vardı. Fakat olup bitene çanak tutarcasına sessiz kalmak, içime sokamadığım tek şey oldu bende.
Hep susanlar kazandı hayatları boyunca istediklerini.Konuşanları, hakkını arayanları hep ezmeye kalktılar.Bu sizin aklınıza gelen her durumda böyledir.Bunun süreçlerini birebir yaşadım ve öyle vardım bu kanıya.
Etrafımızda 3-5 senedir olanlar da bu gibi şeyler.Çıkarları uğruna sessiz kalan, yanlışa sesini çıkarmayan dalkavukların devrini yaşıyoruz.Bizden sonrasını asla düşünmeyen bir kitle olduk çıktık.Halbuki biz, bizden önceki insanların bugünleri düşündükleri için hayattayız.Fasulyeden değil!
Yarına bırakacak, hiç bir şeyimiz kalmayacak yakında.Bencil bir toplum yaratılma süreci vardı ve bu süreç, kısmen başarıya ulaştı.Kendinden başka, hiç kimseyi düşünmeyen nankör insanlar olduk çıktık.Kendi çıkarlarımız için, ülkemizin ezilmesine, küçük düşürülmesine, gerilemesine ve hibelenmesine sessiz kaldık.İşte bu, oluşturulmaya çalışılan tabiat ortamıydı.
Halbuki biz saf insanlardık. Haksızın yanındaydık, fakat haksızın maskesini göremedik.Tarih hep bu süreçler ile ilerledi ve devam ediyor.Binlerce medeniyet silindi dünya topraklarından.Neden? Hepsi tembelliklerinden, hepsi güçsüzlüklerinden.Tek bir vücut olamadıklarından, paylaşamadıklarından ve sahiplenemediklerinden değil mi? Öyle öyle…
Kendi ülkenin iletişim ağını, kalkıp başka bir ülkeye satmak sadece acizettir.Ülkenin en stratejik fabrikalarını, en stratejik tesislerini özelleştirmek de acizettir.Parsel parsel, karış karış toprakların elden kontrolsüz çıkması nedir? Evet bildiniz, o da acizettir.İnsanları kömürle, dolapla, halı ile satın almak ve bunu bağıra bağıra söylemek utanç vericidir.Olan bitene, karşı düşünce unsurlarını hedef bellemek ve içinde senin adının geçtiği suç unsurlarını göz ardı etmek,ertelemek de nankörlüktür.Hatta bunları sümen altı etmek, yüz kızartıcı bir durumdur.Tabii yüzü olana…
Bu ülkenin geleceği olan genç nesil, çürütülmekte ve siyasi olarak pasifize edilmektedir.Kendi başına bu işi idrak edebilecek insan sayısı çok çok az görünüyor.Yaklaşan seçim, bir umut ile beraber yine bir korku salıveriyor içimize.Başta dedik ya, herkes kendi çıkarı peşinde diye.Ülkenin ve halkın selahiyetini düşünen yok diye.İşte tek korkumuz yurtsuz kalmak, batağa saplanmak.Sokaktaki insanı, köprüyü geçinceye kadar görüyor siyasi irade.Köprü geçilince, ya eline bir toba kömür verirler ya da ananı da alıp gitmeni söylerler.
Sadece bir dakika düşünün, bu tür söylemler ile koskoca bir devlet yönetiliyor.Hiç yakışıyor mu benim güzel ülkeme, bu mahalle ağızı itelemeleri?
Tıpkı br tırtıl gibi, hayata yeniden bir kelebek olarak başlama şansımız maalesef ki yok.Eğer olsaydı diye düşünüp, milyonlarca şey hayal edebilirdik.Olduğu kadarı ile idare etmeyi bilmedik neredeyse biz.Fakat dediğim gibi böyle bir imkan yok.
Çeşitli sebeplerden dolayı, doğanın kanunu bazı durumlarda gerçekleşmez.Tırtılın kelebek olamaması da, hastalığındandır.Tıpkı ülkemin, yükselişe geçemeyişinin hastalıkları gibi.
Kelebek olamayacak tırtıla, bir kanat takmışlar üstteki resimde.
Asla uçamayacak güzel ülkeme, bir kanat da biz takabilsek keşke…











Erdal çok beğendim yazını ,yüreğine sağlık arkadaşım…
Teşekkür ederim, beğenenler ile aynı fikirdeyiz demektir.