Son günlerde, bir pankart muhabbetidir aldı gidiyor Başbakan’a.Önce iki tane genç “Son osmanlı padişahı” diye pankart açtı, sonra çıktılar televizyona “bizim eğitimimiz lise, sanırız yanlış anlaşıldık, bize mi kaldı kimin ne olduğunu söylemek” vs. gibi şekilsiz virajlar aldılar.Şimdi de “Türkiye’nin 2. Atatürk’ü” diye bir pankart açmışlar.Vakti zamanında da şu yandaki pankart açılmıştı.Cevap alınamadı o ayrı…
İlk benzetmeye çok şey demeyeceğim de, şu ikinci benzetmeyi yapanın zekasından şüphe etmekte özgürüm.Bir insan bunu nasıl düşünebilir, anlam vermek mümkün değil!
Düşünmemesi için, benim vatandaş olarak bildiğim sebepleri bir sıralayayım;
Dahasını merak eden, açar gazeteleri televizyonları bakar.Bunları sıralamaya benim ömrüm yetmez.Çünkü bilmeyen, görmeyen çok konuşur, çok atar, çok tutar.
Bir de ATATÜRK’ün söylediklerine bakalım mı?
Gerisine bakmaya hacet var mı? Tek bir sözü her şeyi açıklıyor ve her sözüne yeter.Sağda solda insanların imanlarına tokat atıp, gösteriler yapanlara en güzel cevaptır yukarıdaki satırlar.
Erdoğan, bir konuşmasında “laiklik denen şey nedir?” diye karşısındakilere sorup, bir tarifinin olmadığını söylüyordu. Sonrasında da, “hem laik hem müslüman olunmaz, ters mıknatıslanma yapar” diyordu.Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp. Al sana laiklik tarifi, anlamak için bir kez okumak yeterli.
Dalkavukluğun evrimine şahit oluyoruz resmen.Şimdi hangi beyin, nasıl benzetebiliyor bu iki kişiyi birbirine? Nereleri benziyor?
Çok düşündüm ve sonunda buldum benzerliğin teğet geçtiği noktayı.
İkisi arasında tek bir benzerlik var.O da bir noktada teğet geçiyor dediğim gibi.
Her ikisi de devrimi amaçlamış ama sadece ATATÜRK başarmış, Erdoğan da “avucunu yalamış” olacak.
yorumlar:
yorum yapmak ister misin?
neslihan
Mar 10, 2009Tebrik edelim seni çok güzel bir konuya değindin. Ben ATATÜRK’ün yaptığı devrimlerden başka bir devrim görmüyorum ortada. Din inançı insanın içinde yaşanması gerekir. Maalesef ki dinle devlet birbirine karıştı ki kelimelere anlatmak yetmez. Ben ve birçok arkadaşım şu an bunların en acı örneğini yaşıyoruz.