May 7, 2009

Yazan:Korkuluk:Spor | 0 Yorum

Polis spor sahalarından elini çekti

polisTürk Polisi (meşhur!) spor müsabakaları için, saha içi güvenlik görevinden ayrılıyor. Sevinelim mi, üzülelim mi karar veremeyeceğimiz bir durum bu aslında.

28 Nisan 2004 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren, 5149 sayılı Spor’da Şiddetin Önlenmesi Kanunu’nda, tüm spor kulüplerine 5 yıl kadar destek verilmesine karar verilmişti. Bitmeyecek sanılan gün, geldi çattı ve polis sahaların iç güvenliğinden çekildi.

Çevre güvenliğine aşayiş olarak devam edecek olan polis, artık sahalarda güvenlik görevlisi olarak karşımıza çıkmayacak. Bunun yerine, kulüplerin özel güvenlik elemanları ile sağlanacak saha içi güvenlik.

Bu kanunun artık resmen işleme geçmesi, bir kısmı sevindirirken bir diğer kısmı da mutlak ki üzecektir. Daha çok futbol tribünlerinde görmeye aşina olduğumuz polisler ise, tam anlamıyla rahat bir nefes alacaklar diyebiliriz.

Polislerin stadlarda, bir sandviç ve bir kola veya ayran ile saatlerce dikilmesi cidden hiç hoş bir manzara değildi. Adamlar bir olay çıktığında, doğal olarak asabi oluyorlardı ki bu da taraftrları pek memnun etmiyordu. Saatlerce ayakta dikilip, dişinin kovuğunu doldurmayacak bir öğün ile orada bekletiliyordu memurlar.

Holigan diye tabir ettiğimiz taraftar kitleleri de, polisler ile ilişkilerine hiç dikkat etmediğinde sürekli çatışmalar yaşanıyordu stadlarda. Şimdi polis yerine, kulüplerin özel güvenliklerinin bu işi yapması, sakin taraftar kitlelerini ürkütebilir. Nihayetinde özel güvenlik, resmi bir memur gibi algılanmıyor kimse tarafından. Polise duyulan kısmi saygı ve korku, kesinlikle özel güvenlikler için geçerli değil. İşte bu yüzden taraftar kitleleri, holiganlar yüzünden epeyce rahatsız olabilir stadlarda. Diğer yönden de holiganlar, daha rahat cirit atabilirler tribünlerde.

Avrupaya baktığımızda da aynı şey var. Özel güvenlikler ve yaklaşık 10-15 tane polis eşliğinde oynanıyor, 100.000 kişilik maçlar. Fakat avrupa da holigan veya taraftar, futbol zeminine çok daha yakın ve çok daha sportif izliyorlar bu durumu. Bizde olanları saysak, sabaha kadar bitmez maalesef. Tel örgülü stadlar bitmedi hala Türkiye’de. Biz kendi tribün terörümüzün önüne, kendi polisimizle geçemezken tümden bu işi kulüplere bırakmak ne kadar akıllıcı olacak hep beraber göreceğiz.

Halbuki “polislerin masrafları karşılansa ve çok daha doyurucu bir öğün ile orada bulunsalar, bizim için daha bir iyi olacaktı” diye düşünüyor insan. Çünkü bizim ülkemizde futbol bir kültür, sosyal bir olay değil de daha çok bir hastalık durumunda. Hasta insanların tavırları da doğal olarak hastalığı çerçevesinde olduğundan, insan endişe etmeden geçemiyor bu konuyu.

Uygulamalar bu hafta sonu başlayacak, bakalım nelerle karşılaşacağız. Hep beraber ne kadar avrupalı olduğumuzu bir kez de böyle görelim bakalım.

Yorum Ekle