Yazan:Korkuluk:Editörden | 0 Yorum
Halanın bıyıkları
Millet olarak genlerimizle o kadar güzel oynamış ki üzerimizdeki iradeler, tek sapma yapamıyoruz çizgimizden. Bir adım sapsak, neler çıkacak bizden neler. Herkes her şeyi bilir bu memlekette. Gerçekten bilir, şaka yapmıyorum.
Boşuna mı Türk zekası diyorlar? Nerede akla mantığa sığmaz bir yöntem varsa, mutlaka Türk’lerin loblarından fırlamıştır. Bir kitapta okumuştum, şu bizdeki alternatif yaratıcı zekayı kullansak dünyanın en gelişmiş toplumlarından biri olurmuşuz.
E adam haksız da değil hani!
Örneğin çaycı önünüze çayı bıraktığında içinde kaşık yoksa, kaç kişinin aklına onu kalem veya gözlük sapı ile karıştırmak gelir dersiniz? Bizim ülkede neredeyse herkesin aklına gelir, fakat başka bir ülkede millet bu hareketi ağzı açık izler. Bu yaratıcılık sayesinde bugüne kadar var oldu ya zaten ırkımız. Neyse, fazlaca Türk – ırk gibi kelimeler kullanmayayım da, osuruktan nem kapan kerkenezler ırkçılık yapıyor demesin!
Ülkemizde bir şey olunca, hemen topu kucağımızdan başka ülkelere atıyoruz. Çözümü içimizde veya meselenin özünde asla aramıyoruz. Fakat derinlemesine objektif yaklaşsak, yani bu kadar paranoyak olmasak çok basit çözümler üretebiliriz. Hep “Bizden bir bok olmaz!” kasvetini bindiriyoruz eşimize dostumuza. Yetmiyor üzerine çocuklarımıza aşılıyoruz.
Var mı bugün Türk halkı koyun değil diye düşünen aranızda? Hiç palavra sıkma şimdi bana, senin de düşüncen bu kardeşim. Eğer böyle düşünmeseydin, ülkeni değiştirebilirdin. “Bir insan bir kültür” cümlesi, artık sadece tarih kitaplarının pek de ellenmeyen yaprakları arasında kaldı. Sen bir kültür değilsin artık. Sen düzenin yönlendirdiği bir mecbur veya mecbure’sin.
Her şeyi bir yere bağlamak ciddi bir gen oldu bizde. Söküp atmamız gereken en önemli şey aslında bu. Çoğu kadercilik diye adlandırıyor bunu.
Denize olta atarken, kendini kıçından yakalayan adamın bu olayı “Allah’tan canım!” cümlesi ile dile getirebildiği bir ülkede yaşıyoruz. Bırak kardeşim, Allah’ın çok daha mühim işleri var. Senin kıçına oltayı takan, senden başkası değil.
Bizim ülkede durum aynen bu işte. Balık yakalamaya çalışırsın ama beceremezsin. Dönüp dolaşıp sıkışırsın ve bir bakarsın ki, her şey güme gitmiş.
Oh, iyi ki Allah ve kader var.
Onlar yoksa?
Tesadüf…
İşte bu daha tehlikeli.
Kendi beceriksizliklerini, asla seninle irtibat kurmayıp bunları yüzüne vurmayacak Allah’a bağlayabilirsin. Ama bir koloninin içinde, yaptığın öküzlükleri hiç kimseye bağlayıp durumu idare edemezsin. Edemezsin derken, aslında edememen lazım fakat bizim ülkede…
Uçak düşer…
Kader!
Deprem olur…
Ecel!
Ülkenin en stratejik projelerine imza atmakta olan mühendisler ölür…
İntihar!
Başbakan’ın geçmişte okuduğu şiirler yüzünden hapse atılmıştır…
Şair!
Mevkisiz kimsenin giremediği ABD Başkanlık Sarayı’na, mevkisi olmadan alınan tek isim ülkeni yönetir…
Demokrasi!
Yangın tatbikatı yaparken, itfaiyeciler etrafındakileri yakar…
Şanssızlık!
Mayınlı araziler tartışılırken, birden gazetede uyduruk darbe belgesi çıkar…
Asker darbe yapacakmış!
Falan da filan…
Sonra biz koyunuz, bizden bir bok olmaz vs.
Baksana, nasıl olsun ki?
Bunlar ve sayamadığım yüzlerce stratejik olayın tamamı, peş peşe oluyor ve sen bunlara tesadüf diyorsan…
Halanı aramanı ve ona beslediğin duyguları son kez söylemeni tavsiye ederim.
Öyle ya, bu kadar tesadüf ile halanın bıyıkları çıkar da amcan olur mazallah.
Demedi deme sonra, bu kadar tesadüfü sen bile kaldıramazsın!

