Tem 1, 2009

Yazan:Erdal Güçlü:Gündem | 0 Yorum

Ergenekon’da ÇİÇEK açtı

Bu nasıl bir dava, bu nasıl bir süreç anlamak mümkün değil. Yayın yasağı olan bir davada, ne hikmetse alakası olmayan bir sürü insan çatır çatır servis yapıyor. En son irticaya karşı belge düzenlediği iddia edilen Albay ÇİÇEK tutuklanmıştı.

Ergenekon adı verilen, herkesin hukuk ile yakın uzak bağdaştıramadığı davada her gün yeni yeni olaylar gündeme geliyor. Şimdi de Ergenekon filiz verdi ve dava çiçek açtı.

Davaya ait belgeler, bilgiler her nasıl oluyorda dışarı servis ediliyor anlamak mümkün değil. Bunu kovuşturmayan kişilerin, neden bu işleri araştırmadığını anlamak ise güç değil!

Kimin Taraf’ında belli olan gazetenin geçen ay yayımladığı “AKP ve Gülen’i bitirme planı” adlı, zottirik belge müsvettesi yüzünden ülke 1 ay çalkalandı. Yok gerçekti yok değildi, vardı veya yoktu. Herkes bir şeyler uydurdu.

Kendine aydın diyen ideolojik köleler, televizyonlarda “darbeci zihniyet bu” vıdı vıdısı yaparken bazıları da “bu belge gerçek değil, iftira” gibi söylemlerde bulundu. Genel Kurmay soruşturmayı bitirdi ve gerçek ile alakası olmadığına, ayrıca bunu yapanların bulunmasını karara bağladı.

Peki çok sevgili hükümet neler yaptı?

Gece yarısı askerlerin sivil mahkemede yargılanmasının yolunu açtı.

Peki bu sırada muhalefet partileri ne yapıyordu mecliste?

Uyuyordu!

Neden?

Ertesi gün tatile giriyorlardı, hani mesai bitse de gitsek durumundaki işçi psikolojisi gibi. Verim almak mümkün değildi o yüzden.

Peki biz onları neden seçiyoruz başımıza vekil olarak?

Bizleri temsil etsinler, fikirlerimizi ve çıkarlarımızı kovalasınlar diye!

Açıkçası hiç bir zaman Türkiye’de verimli politika ve politikacılar olacağına inanmıyorum. Artık inancımı tamamen yitirmiş durumdayım. Verdiğim oyların bu şekilde harcanması içimi acıtıyor!

Habere bak ;

AKP Kırıkkale Milletvekili ve NATO Asamblesi Başkan Vekili Vahit Erdem, Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın, altında imzası bulunan belge ile ilgili olarak hakkında ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verdiği Albay Dursun Çiçek’in Ergenekon savcılarının talebiyle tutuklanmasına ilişkin açıklamada bulundu.

Erdem, “Albayın tutuklanmasınının, belgenin altında imzası olmasından değil, Ergenkon operasyonuna yönelik bir örgütün içinde olmasından dolayı tutuklandı” dedi.

Yayın yasağı var ha bu davada!

Ayrıca adı zikredilen, sadece bir milletvekili. Yani diğerleri gibi 550 kişiden 1′i. Dün gerçekleşen bu olayı, yurt dışından dönen bir vekil nasıl bilebiliyor?

Öyle ya yayın yasağı var ve bu vekilin yargı ile yakın-uzak alakası yok. Nereden biliyor Albay ÇİÇEK’in bu yüzden tutuklandığını? Adalet Bakanı veya başka bir bakan olsa, hadi derim o veya bu yüzden bilgisi vardır. Fakat hiç bir fazlası yok diğerlerinden.

Geri kalan vekillerin çoğunluğu da biliyordu muhtemel. Peki azınlık, yani hükümet mensubu olmayan milletvekilleri de biliyor muydu bunu?

İnsanlar artık tek bir şeyi düşünüyor.

Hükümet veya cemaatlerin karşısına dikilen veya bu potansiyele sahip olanları, Ergenekon’cu diye içeri alan ve fişleyen bir sistem var.

Çok üzülüyorum bu işlerin böyle yürümesine. Bu ülkede hala rayına oturmayan ve oturtamayacağımız o kadar çok şey var ki…

Akşam üstü de, Albay ÇİÇEK’in avukatları tutuklamaya itiraz ettiler ve Albay tahliye edildi.

İşte burada kilitleniyor benim aklım. Savcının tutukladığı kişiyi, bir başka mahkeme serbest bırakıyor. Tutuksuz yargılanabilir deniyor. Bunlar itiraz yolu açık tutuklamar olsa da, bu kadar ters orantı olur mu?

Eski Adalet Bakanı için,  ”Bakan davadan elini çekmeli” demişti YARSAV.

Davanın savcıları da, yapmış oldukları usulsüzlükler nedeniyle YARSAV’a şikayet edilmişti.

Sonra aynı davada, YARSAV’da da Ergenekoncular olabilir şeklinde dallanmalar oldu.

Kim hatalı?

Son 1 ay içerisinde sümen altı edilen neler oldu ki acaba?

Mayınlı araziler yasa tasarısını unuttuk! Ne durumda acaba gerçekten?

Deniz Feneri davasını da unuttuk, ona ne oldu ki?

Bir davada yayın yasağı delik deşik edilirken, diğerinde nasıl oluyorda tık çıkmıyor?

Etrafımızdaki klişeler haybeye oluşmuyor demek ki. O yüzden bir sürü insan, olan biteni açıklamak için sadece tek bir basit cümle kullanıyor.

Burası Türkiye!

Evet…

Burası Türkiye ve ben de bir Türk vatandaşıyım. Bu toprakların asıl sahibi olan kişilerden biri olarak, söylemek istediğim şey kısa ve öz…

Çekin o kirli ellerinizi ülkemin üzerinden!

Yorum Ekle