Ağu 24, 2009

Yazan:Erdal Güçlü:Kişisel | 0 Yorum

Akvaryum kurdum

Görüntü006Bugünlere kadar gezip gördüğüm mekanların çoğunda olan ve asla dikkatimi son günlerdeki kadar çekmeyen akvaryumlardan, bir tane de ben aldım. Aldım çünkü, onları izlerken bana bir sakinlik, dinginlik geldiğini fark ettim.

Aslında her şey Akif’in evindeki akvaryumlar ile başladı.

Evet, 2-3 yıldır evinde çeşitli balıklar besleyen arkadaşım Akif, işi abartıp bir tane 100 Lt. akvaryumu varken, gidip bir tane de 240 Lt. akvaryum aldı. Hani sular kesilse, 1 hafta eve yetecek kadar su var akvaryumun içinde, öyle bir şey.

İçinde Malawi Gölü balıkları mevcut. Sarı Prenses ve Yunus besliyor her iki akvaryumda da. Zaten bu nüfus üremesi ile de, başka bir şey besleyebileceğini sanmıyorum. 60 civarı Sarı Prenses, 30 civarı da Yunus yavrusu var şimdi emekleyen. Ben de hayvan sever bir vatandaş olarak, akvaryumun içindeki güzel balıkları izlemeye doyamadım. Hazır Akif’in balıkları bu kadar yavrulamışken, gidip bana da bir akvaryum alalım dedim. Kısacası bana niyeti bozduran Akif’ti.

Gittik bana da 60 litre civarı bir akvaryum aldık. Daha önceden almış olduğum Japon balıkları olan Erman ve Şansal’ı, yeni akvaryumuma salacakken Erman bir rahatsızlık geçirdi ve göçtü bu alemden. Şansal yalnız başına bu keyfi sürecekti ki, bir tane de Vatoz alayım dedim. Akvaryumu aldığımız gece, (gece diyorum saat 21:00-22:00 civarı aldık) yine fanusta kaldılar ve ertesi gün de balıkları akvaryuma bıraktım.

Şansal şok geçirdi. Koskoca akvaryumda bir o yana bir bu yana savruldu durdu. Deli gibi yüzmeye başladı. Derken aldığımız iç filtre enteresan sesler yapmaya başladı. Ben de doğal olarak alıp götürdüm değiştirmek için. Fakat bin pişman oldum aldığıma…

Taş devrinden kalma bir amca ile yaklaşık 30 dk.’lık bir münakaşa sonrası işimi çözebildim kısmen. Adama filtrenin ses yaptığını söylediğimde, adam filtre çalışıyor sorun yok diyip durdu. “Ben televizyon aldım bir yerden, bir hafta sonra da değiştirmeye gittim keyfen, adam değiştirir mi?” sorusu ile karşı karşıya kalınca da, ne ile mücadele edecek olacağımı biraz olsun anlamıştım. Ben de salağa anlatır gibi hece hece anlattım ama yemedi. Çünkü anlamamakta diretiyordu ki, bu sefer de bana “Sen keyfinden değiştireceksin!” demeye başladı…

Bu arada dükkan ile evim arasında yaklaşık 15 km. civarı bir mesafe var. Ben de bunu anlatmaya çalıştım, yani beni delinin öpmediğini, filtrenin arızalı olduğunu ve bu sebeple iadeye geldiğimi söyledim. Yukarıda da dediğim gibi adam beni dinlemiyordu bile…

Bu sefer ihtiyar bir teyze geldi ve bana “Sen saçmalıyorsun. Kullan kullan değiştir!” dedi. Halbuki ben filtreyi alalı henüz 10 gün olmamıştı bile! Yani bir de üzerine hakaret yedik. Beni sinir basınca da, ilk baştan yapmam gerekeni yaptım ve alış-verişi yaptığım dükkan sahibini aradım. Bana hakaret edildiğini söyledim ve sorunumu anlattım. Adam da bana, “Geçici bir tane versinler, ben ona bakarım!” şeklinde yanıt verdi. Kullanılan bir filtreyi aldım ve dükkandan çıktım.

Akif’in arkadaşı olan bu akvaryumcuda o gün karşılaştığım ihtiyarlar. Akvaryumcunun kayın babası ve annesiymiş. Tabii şikayetimi de iletmiştim ki adama, telefonda kayın babaya gerekli sözleri söylediğini verdiği cevaplar ile kendim duydum.

Şimdi geçici olarak aldığım filtreyi kullanıyorum ve filtremde sorun olmadığını söyledi akvaryumcu. Halbuki filtre, sürekli enteresan bir tıkırtı çıkarıyor. Akvaryumcuda bir dünya ses olduğundan duymuyorlar! Alıp eve getirdiğim zaman sorunun devam ettiğini göreceğim. Tabii bu benim sinirlerimi yine alt üst edecek.

O yüzden diyorum ki, yoksa filtreyi hiç değiştirmeyeyim mi? Zaten birisi 20 TL diğeri 16 TL. Oraya gidip yapacağım yol masrafı yaklaşık 10 TL. Hani yolum düşmezse pek niyetim de yok gibi açıkçası. Bilmiyorum ama ne yaparım. Bir şey yaparsam, buraya yazarım zaten.

1 hafta kadar sonra, Akif’in yavru Sarı Prenses’lerinden 4-5 tane alıp akvaryuma koyacağım. Japon balığının kuyruğunu yedikleri söyleniyor ama bir iki tane video da gördüm internette beraber yaşayabildiklerine dair.

Bakalım bizimkiler geçinebilecek mi?

Bu soruyu da bir hafta kadar sonra yine burada cevaplamış olacağım.

Yalnız akvaryum olayını herkese tavsiye ediyorum. Suyun sesi, o hayvanların sudaki süzülmesi enfes görüntüler. Ruhunu dinlendiriyor insanın ki, ben bunu 2 balık ile bile yaşayabiliyorum. Yakında sayı artınca da artık akvaryumun camına içten Vatoz, dıştan da ben yapışırım.

Mütevazi akvaryumumu görmek için, burayı tıklayabilirsiniz.

Vatoz’un bademcikleri için, burayı tıklayabilirsiniz.

Vatoz nerede diye göremeyenler olabilir, filtrenin altında gözleri kedi gibi parlayan şey Vatoz. Hiç bana benzememiş, çok çekingen bir varlık.

Yorum Ekle