Dünün terör örgütü üyeleri, bugün de terör örgütü üyesi ama bir farkla. Artık aramızdalar. Hal böyle olunca insan soruyor kendi kendine, ‘Ulan on binlerce Türk Askeri öldü. Bu gencecik adamlar, bu babalar, bu kardeşler, bu oğullar neden öldü?’
Sahi neden?
Senelerce yaz-kış demeden, aç-tok dağlarda savaştılar. Bir çoğunun arkadaşı, kollarında can verdi. Yüzlerce melek henüz beşikteyken katledildi. Binlerce ana oğulsuz, çocuk babasız, kadın kocasız ve kardeş ağabeysiz kaldı. Sırf bu memlekette yaşıyan insanların refah ve huzuru için. Sadece bu ülke bir arada dursun, bölünmesin, kimsenin canı yanmasın diye.
Uydurdular bir kürt açılımı, hop çevirdiler pkk affına. Biz de yedik. Biz yeriz efendim, hem de çok iyi yeriz. Neleri yemekedik ki? İşkembemize biri bıçak soksa, 9 yıl çürük ot yiyen eşekten fazla pislik çıkar içimizden.
3 lafından ikisi ‘Allah’ olan, alıyor bu memlekette gücü eline. Kültür ile bilgi ile beceri veya tecrübe ile alakası yok yani işin. Para ile pul ile dost ile ahbap ile alakalı. E bu insanları seçen de bu kadar cahil ve tepkisiz bir halk olunca, haliyle devletçi, milliyetçi, cumhuriyetçi, laik, halkçı, inklapçı yani Atatürk’ün idealleri yaşatmak için mücadele veren insanlar, sinir harbi yaşıyor. Hatta hükümet karşıtı diye, adalet krizlerinin yaşandığı ergenekon isimli bir davada hapis yatıyor, hapis…
Diğer tarafta neler oluyor?
Kendisi yüzlerce, misyonu da on binlerce Türk Askeri katletmiş pkk’lı teröristler yurda giriş yapıyor. Aman Allah’ım hem de ne giriş. Ulan hangi şehidin cenaze töreninde bu kadar milletvekili, bu kadar insan toplaştı? Terörist teslim olmaya geldi, teslim aldı.
Bunu insanların nasıl sindirmesi bekleniyor?
Ben kanımdan canımdan bir parça vermediğim halde bir kaşık suda boğacak kadar sinirliyken, siz canından bir parça gitmiş insanları nasıl sakinleştireceksiniz?
Çocuğum terörist olsaydı keşke diye düşününce haksız mı bu şehit anaları?
Öyle ya, pkk’lılar analarına kavuştu.
Ya şehitler?
O anaların da çocuklarını getirsenize! Onlara da evlatlarının kokusunu müjdelesenize!
Olmaz…
Çünkü kürt açılımı adı altında teröristler açılımı yapmakla meşgulsünüz.
Gaziler, şehit aileleri madalyasını söküp suratınıza (ki var mı bilmiyorum) atmaya geliyor ama makamınıza bile almıyorsunuz. Kamu alanı devletindir, babanın değil! Devlet de milletindir. O oturduğun koltuk, o güzel odalar hepsi bizim. Her yer bizim bu topraklarda. Kimi kimin makamına almıyorsunuz siz yahu?
Teröristler sorgulanıyor, sorguda ‘Sayın Öcalan’ diyorlar (bu devletin başbakanı gibi) sonra bir kıvırma politikası hop serbestler. Ben yemekhaneciyim, suç işlemedim diyor da dağdaki teröriste servisi ben mi yapıyorum ulan, ben mi? İzlediğim her haberde her programda, akp yalakası olmayıp da bu memlekette adaletin siyasi baskı altında olduğundan şüphe duyan tek bir kişi yok, tek bir kişi!
Sınır kapısına savcı, hakim gönderip mahkeme kuruyoruz. Bu nasıl bir tüzük ki? Hoş yukarıda da bahsi geçtiği üzere adalet uzun süredir yaralı bir aslan gibi. Gördük ki önüne düşen sırtlanı bile ısıramıyor. Tam açıyor ağzını, zırt koşturuyor birileri aslanın ağzını kapamaya.
Bu insanların dağa çıkmasına engel olacak profesörleri, öğretmenleri, yazarları her hükümet yalakası kanal yaftalıyor ve potansiyel takipçileri olan cahil kitlenin önüne döküp gösteriliyor.
Beyinler yıkanıyor!
Yüreğine yediremeyen kendini öldürüyor! Suçunun ne olduğunu bilmeden, aylardır hapishanelerde volta atıyor o insanlar. Fakat suçu ayan beyan ortada olanlar, bugün milletvekilliği ve devlet memurluğu yapıyor.
Bu ülkede dava kayırılıyor. Bir dava canlı yayınla, adamların neredeyse helaya gitmeleri olay olacak şekilde verilirken, diğer dava neden sümen altından yürütülüyor?
İnsan neden sorgulamasın ki bu adaleti?
Bugün şehitlikler bir başka yastaymış, kime ne? Hani bize ne daha doğrusu. Bizim kahramanlarımız geldi nasıl olsaki memlekete. Ölmüş gitmiş binlerce mefta, bizi neden ilgilendirsin ki? Biz kahramanlarımızı selamlayalım. Onlara refakat edelim. Bizleri otobüslerinde selamladıklarında, o zafer işaretini yaptıklarında alkış tutalım.
İnsan hakları dırdırları ile başımızı yiyen Avrupa’nın ve Amerika’nın buyruklarını yerine getirelim. İmralıdaki bebek katiline küfretmek insan hakları evrensel bildirisi yasaklarına girerken, şehidimin kanını ayaklar altına sermek hangi kitaba girer?
Analar-babalar evlatlarını neden askere göndersin ki şimdi? Dağa gönderirler artık. Hiç değilse oradan geri geliniyor! Hem de kahraman gibi karşılanıyorlar!
Ah be şehidim. Boşu boşuna öldün!
Burada bizimle olacaktın ki, kahramanlarımızı nasıl karşıladık görecektin.
Görecektin ki insanlığından, bu memleketi bize hediye edenler utanacaktın.
Allah rahmet eylesin, sen bir kere öldün.
Bizi bin kere öldürüyorlar…
Öldürüyorlar ya, biz binbirinci kez ölmek için yeniden karşılarına dikiliyoruz! Tıpkı bedene gelsen, o onun bunun çocuklarının karşısına bir kere daha dikileceğin gibi!











Yarın bakalım neler göreceğiz..O kanlar boşuna mı döküldü.Anaların gözyaşları bir hancer gibi yüreklerine saplansın…Ülkenin başındakiler koltuk sevdasına yakında Türkiye’yi satarlar..Yazıklar olsun,utanıyorum devletimden..
bu yazıyı yazanın ellerine sağlık ne desen bu konu hakkında dusuncelerimi nasıl ifade etsem bilemiyorum.Ama son zamanlarda gundemde olan su film ozellikle izleyenler için..soylemek istediklerimi bir nebze olsun anlatıyor doğrusu.
film:NEFES,VATAN SAĞOLSUN!!