Sosyal Medya Yavşakları!
Yavşak bildiğiniz gibi bit yavrusuna verilen isimdir. Ama biz ‘şerefsiz’ veya ‘namuzsuz’ diye çocuk seven bir toplum olduğumuzdan, hatta ayakkabı çekeceği seslenimi ile sevgi gösterisinde bulunduğumuzdan bizim için kelimelerin anlamları ve yerleri hiç mühim değil. Cümlemizin ana konusu olan sosyal medyayı da zaten anlatmama gerek yok. Bir şekilde burayı bulduysanız, en az 1 sosyal medya uygulaması kullanıyorsunuz demektir.
Eskiler bilir, internet ülkede ilk turlarına çıktığında herkes için karşı cinsi ayartma veya bir şekilde arkadaşlık kurma aracı olarak görülürdü. Aslında temelde bir çözülme ve dağılma olduysa da bunu hala böyle gören hödük sayısı epey fazla. Sohbet kanallarına girilir, en karizma ve sansasyonel rumuzlar seçilir, sonra da en alasından palavralar sıkılırdı. Birbirini karaladığı palavralar ile tanıyan yeni yetmeler, birbirine hayranlık duyar, deliklerini tıkardı.
Zaman adresi değiştirmedi ama yolu değiştirdi. Artık sosyal medya var. Mikro blog nimetleri var. E tabi zamane hödüğünün bunu keşfetmesi de pek zaman almıyor.
Facebook vb. sitelerin en çok büyüme kaydettiği ortak alan Türkiye.
Neden?
Çünkü Türkiye’de gözü doymaz çok. Çabuk şımaran çok. ‘Atın ölümü arpadan olsun.’ diye atasözü bile icad etmişiz. Ulan at neden ölsün birader? Bazı soytarıların özgürlükten anladıkları, osuruktan hak ve özgürlükler söylemleri, herkesin kendi hak hukuk ilkelerine sahip olduğunu dile getirmek falan.
İcraata gelince?
Baş örtüsüne destek verdiği kadının yanından geçerken, burnunu kaşına kadar kaldırıyor. Tabii bilgisayar başında o bir özgürlük savaşçısı, o bir liberal, sosyalist falan…
İşte bu şizofren vakalar, her gün sokakta, bakkalda, kasapta olduğu gibi sosyal medyada da karşımıza çıkıyor. Birbirinden karizmatik avatarların arkasında, birbirinden uyuşuk, birbirinden gerizekalı tiplerin olduğunu anlamak hiç de zor değil. 2 satır klavyesini oynattır, zaten bağırıyor ‘benim! benim!’ diye. Sonra bir söz var hani, Hoca hocayı tekkede diye başlar, gider. İşte bu yavşaklar birbirini o kadar çabuk buluyor ki, düğmeye bastığınızda evinizdeki ampül o kadar hızlı yanmaz.
Eğer herhangi bir sosyal medya kültürüne giriş gafletine düştüyseniz, ki kesin düştünüz yandınız demektir. Küfredebilme özgürlüğünü(!) edinen, sırf ben de karizmatik olmak istiyorum diye küfreden sığırcıkların ülkesindesiniz. İnsanlara hakaret etmeyi, insanları yermeyi, etraflıca küçük düşürüp takımından alkış toplamayı mağrifet sanan buzağılar ülkesindesiniz. Birbirini pohpohlayan ama birbiri için her türlü fesatlık planları yapan iki yüzlülerin ülkesindesiniz. Sokakta yanyana geçseler, birbirini tanımayan ama buralarda canımlı cicimli konuşan gereksizler ülkesindesiniz. Eskiden severek telaffuz ettiğiniz her türlü sevgi sözcüğünü çürüten, hatta sizi o güzel sözcüklerden iğrendirenlerin ülkesindesiniz.
Etrafından değer bulmaz insanların, el üzerinde tutulması sizi bunaltır. İşte burada ayakta durmanın zorluklarını yaşar, ya mücadele eder ya da terk edersiniz. Siz yavşak olmadığınızdan, ekürilerinizi bulmanız zaman alır. Fakat bulunca da onlar ve sizin aranızdaki farkı daha iyi anlarsınız.
Sözün özü bizde bu potansiyel, gevurda da bu zeka oldukça bizim kıçımızdaki boku silmeye ne su yeter ne de tuvalet kağıdı. Direkt kesip atacaksın ki, o zaman belki.
Eeee bu da Güven, Özveri ve Tecrübe istediğine göre…
Boğazımıza kadar batmışız biz bunun içine.
Not : Öyle ya bu yazıyı paylaşmak falan isterseniz, alttaki sosyal medya simgelerinden üyesi olduğunuzu kullanabilirsiniz.


sosyal medyaya karşı amma dolmuşsun. ilginç olan nefret ediyoruz ama kopamıyoruz, ya deveye bin ya git meselesi. arzu breda ve emiray da yazmıştı buna benzer yazılar, oluyo işte sakin olmak lazım
Ben sosyal medyaya karşı dolu değilim ki. Sadece işin suyunu çıkaranlara karşı doluyum. Yoksa sosyal medya doğru kullanıldığında keyif veriyor, biliyorsun.