Ara 27, 2009

Yazan:Erdal Güçlü:Sinema | 0 Yorum

Avatar

18 Aralık’ta vizyona giren Avatar’ı izlemek dün kısmet oldu. Bilim kurgu tarzı filmleri ne kadar sevmiyor ve beğenmiyor olsam da Avatar’a tepkisiz kalmak benim için bile mümkün olmadı.

İzlediğim filmlerden sahne olarak bahsetmeyi, izlemeyenlere karşı bir hakaret olarak algılasam da küçük tüyolar vermek sanırım pek bir günah etmez.

Filmi izlediğinizde, fragmanda bize bir şey gösterilmediğini anlıyorsunuz. Zira efektlerin mükemmel oluşu, filmin rüyalarımızda bile hayal edemeyeceğimiz güzelliklerde bir orman üzerinde geçişi bile yeterince doyuruyor izleyeni.

Konusuna gelince ne kadar da doğru diyor insan. Öyle ya, her gün dünyanın içine etmek ve yaşanılmaz bir yer haline getirmek için birbirimizle yarışıyoruz. Filmde 150 yıl sonraya uzanıp, başarılı olduğumuz bir senaryo ile karşı karşıya kalıyoruz. Dünyada yeşil örtü bırakmamış, yer altı ve üstündeki tüm kaynakları tüketmişiz. Başka bir gezegende çok çok para eden bir maden arıyoruz. İnsanların acımasızlığının (ki bu filmdeki tek gerçek) hırslarının nelere yol açabileceğini görüyoruz. Kendilerine ait bir yaşam alanı olan varlıkları hiç umursamadığımız (soyu tükenen binlerce canlı türü örnek teşkil edebilir) gerçeği ile yüzleşiyoruz.

Filme fazla girmek istemiyorum ama size şunu rahatlıkla söyleyebilirim; Filmde hiç bir karakter olmasa ve iki buçuk saat sadece ormanı izletseler, kesinlikle sıkılmazsınız. Efektler için verilen emek de cabası…

İşte tüm bunlar yüzünden, karmaşık duygulara kapılabileceğiniz bu güzel filmi izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.

Yorum Ekle