Akp olarak etiketli yazılar

AKP İktidarını Koruyor, Ya Sen?

181110660ASon günlerde kaçınız haber izledi, hangi televizyon kanallarını ne yorumcular eşliğinde izlediniz bilmiyorum. Öyle ya, bir kesim yalaka ve bağnaz yüzünden ayrıştırılan kutuplarda yaşayan yurdum insanı, artık ne izlemek, ne duymak isterse onu izleyip duyabiliyor.

Hazır yeri gelmişken duymak istediğine göre yayın lüksünü milletimize sunan A.K.P. hükümetine şuradan teşekkür etmek istiyorum.

Kısaca neden hükümetin yerinde olduğunu irdelemek isterdim ama bunu idrak etmiş olduğunuz için geçiyorum. Benim işim sizinle… More >

Sen şehitsin, kahraman değil!

fft15_mf404725Dünün terör örgütü üyeleri, bugün de terör örgütü üyesi ama bir farkla. Artık aramızdalar. Hal böyle olunca insan soruyor kendi kendine, ‘Ulan on binlerce Türk Askeri öldü. Bu gencecik adamlar, bu babalar, bu kardeşler, bu oğullar neden öldü?’

Sahi neden?

Senelerce yaz-kış demeden, aç-tok dağlarda savaştılar. Bir çoğunun arkadaşı, kollarında can verdi. Yüzlerce melek henüz beşikteyken katledildi. Binlerce ana oğulsuz, çocuk babasız, kadın kocasız ve kardeş ağabeysiz kaldı. Sırf bu memlekette yaşıyan insanların refah ve huzuru için. Sadece bu ülke bir arada dursun, bölünmesin, kimsenin canı yanmasın diye. More >

Domuz Pişmemiş Tava – Akıl Değmemiş Kafa

5543743Son günlerde Doğan Grubu’nun üzerine ne kadar gidildiği ortada. AKP ve medyası hakkında, kalemine zincir vurulamayan isimlerden Bekir Coşkun’un, Hürriyet Gazetesinden ayrılmadan önce yazdığı son yazı buydu sanırım.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül New York’ta temaslarda bulunurken, eşi Hayrünnisa Gül de New York’ta hem geziyor hem de alışveriş yapıyor.

Oda TV’ nin haberine göre, Hayrünnisa Gül ‘ün New York’taki restaurantlarda garsonlardan ilginç bir isteği oluyor.

Gül New York’ta gittiği restoranlarda önce siparişini veriyor, sonrasında ise istediği yemeğin piştiği tavada daha önce domuz eti pişip pişmediğini soruyor.

“Evet” yanıtını aldığında ise garsonlardan tavayı değiştirmelerini rica ediyor.

– İçki değmemiş bardak, sarhoş oturmamış sandalye, akıl değmemiş kafa — İçki değmemiş bardaklar…

BEN ‘İçki değmemiş bardak’ ilk kez duyuyorum. Suudi Arabistan’ın önemli devlet adamı Şeyh, kızının İstanbul’daki düğünü için ‘içki değmemiş’ otuz bin altın işlemeli bardak siparişi verince duydum.

Gözüm bizim evdeki ‘içki değmiş’ bardaklara takılıyor. Cehennemde cayır cayır yanasıcalar rafta sıra sıra duruyorlar. Sık sık devirdiğim için içki değmişliğinden şüphelendiğim sarhoş sürahinin önünde…

Hatırlıyorsunuzdur, AKP iktidara geldiği günlerde bazı milletvekilleri Meclis’teki su bardaklarını görünce ‘Bunlar rakı bardağına benziyor’ diyerek geri göndermişlerdi, rakı bardağına benzemeyen bardaklar alınmıştı.

Aynı kafa bir yerde kesişiyor. CHP’liler ise ‘Su içince niye sarhoş olduklarını’ anlamışlardı.

‘İçki değmemiş bardak’ yanında, üç bin sarhoş oturmamış sandalye de sipariş verebilirdi Şeyh.

Üzerine içki konulmamış bin masa…

İçinden sarhoş geçmemiş otuz otel kapısı…

Ne bileyim ben?..

Şeyh dünyanın en büyük yatlarından birisi ile İstanbul’a geldi, konuklarını 17 özel jet taşıdı. Yüz limuzin hizmet veriyor.

Düğün için Çırağan Sarayı’nın bahçesine 40 palmiye ağacı ile 100 çam özel yerlere dikildi. Ve Paşabahçe’ye otuz bin ‘içki değmemiş’ altın işlemeli bardak yaptırıldı.

Nasıl olsa ABD askerlerinin postalları değdiğinden bu yana, dünya petrol gelirinin büyük bölümü Suudi Arabistan şeyhlerinin cebine daha emin akmaya devam ediyor. Kutsal topraklar ecnebi ordularının işgalinde. Halkın yoksulluğu yetmiyormuş gibi, başlarına kaç senedir bomba yağıyor.. Kolu ve bacakları kopmuş çocuk sayısı binlerce. Babaları-anneleri öldürülmüş kara gözlü çocukları artık yetimhaneler almıyor. ABD-İngiltere ve diğerleri Suudi Arabistan ile işbirliği yaparak petrolü Batı’ya taşıyorlar.

Tüm bu evrensel gasp ve cinayetler Müslüman eli değmeden elbette olmuyor.

Ben ‘içki değmemiş bardak’ ilk kez duyuyorum. Ve dünden bu yana, Müslüman toplumların akıl değmemiş kafaları yüzünden neler çektiklerini düşünüyorum.

Bekir Coşkun

Kısaca konu ile ilgili şöyle demiş ; Ben bu kararı bundan 15 gün önce vermiştim. Bu kararı verdiğimde cezadan haberim yoktu tabii ki. Şunu hissediyorum ki bu cezanın bir parçası Aydın Doğan’a, bir parçası da bize kesildi. Bu bir tek Aydın Doğan’a kesilmiş bir ceza değil ki.

Bu durum biraz da bir yazarın psikolojik durumuyla ilgilidir. Bir yerdesiniz ve o yerde baskılar var. Siz de sanki o işten sorumluymuş gibi hissediyorsunuz. Sanki sizden dolayı da orada baskı yapılıyor gibi…

Dedikodular, listeler dolanıyor. Başbakan’ın ekibinden patrona listeler gidiyor. “Bu adamlar çok aleyhte yazıyorlar” gibi. Patron dik duruyor, izin vermiyor ama bu kez o eziliyor. Cezalar ortada…

Bana baskı falan yapıldı, sansür uygulandı diyemem. Böyle bir şey olsa bile ben bunu söylemem zaten.

Ben 6 yıldır aynı şeyi yazıyorum. Diyorum ki bu AKP yönetiminin niyeti kötü. Bu yönetimin niyeti Hürriyet’i ve karşı medyayı bitirmek. Adamlar Türkiye’yi değiştiriyorlar, kendi rejimlerini kuruyorlar. Bunun farkına varın artık. Hürriyet, siyasi çekişmeler veya o parti, bu parti değil Türkiye değişiyor. Bu adamlar Türkiye’yi yıkıp yeniden yapmak istiyorlar. Kendileri yeni bir devlet kuruyorlar. 6 yıldır ben bunu söylüyorum ama bir türlü bunu kimseye anlatamadım.

Hürriyet’in yayını için deyeceğim bir şey yok. Hürriyet’in yayını eskiden beri aynı çizgide devam ediyor. Ama AKP’nin bazı yanlışlarını görmezlikten gelmek hataydı. Benim bir gitme durumum olursa orada da aynı şeyler olacaktır. Bu milyarlık ceza korkusu bütün patronları korkuttu. Bu durum sadece benimle ilgili veya Aydın Doğan’la ilgili değil. Ben 17 yıl Hürriyet’e emek verdim ve Hürriyet’in bir parçasıydım. Bu insanın kendi oğlunu kesmesi gibi bir duygudur. Kolay mıdır bırakıp gitmek?

Büyük bir gazetede el üstünde tutulan ve en çok okunan yazar olarak , işler tıkır tıkır yürürken “hadi ben gidiyorum” demenin bedeli kolay olabilir mi? Bu büyük yıkımın bir parçasıdır, bunu unutmayın. Son iki-üç gündür herkes Hürriyet’in başına gelenlere baksın. Bunun diğer kurumların başına gelenlerden bir farkı yok. Hürriyet’in başına bunlar geldi. Yargının başına gelenleri zaten biliyorsunuz, yargıçların yatak odalarına kadar girip dinlediler. Askerlerin başına gelenleri biliyorsunuz, generaller tek tek istifa ettiler. Bazıları da mahkemelerde sürünüyor. YÖK’ün başına gelenleri gördünüz. Türkiye’de herhangi bir kurumun bunların elinden kurtulması mümkün değil. Bu zorluklar bugün benim başıma geldi ama yarın bir başkası olabilir. Aydın Doğan’la ben aslında aynı kaderin iki parçası gibiyiz. O büyük bir para cezasına uğrarken ben 17 yıllık yuvamı kaybettim. Bunlar kolay şeyler değil.

Ergenekon’da ÇİÇEK açtı

Bu nasıl bir dava, bu nasıl bir süreç anlamak mümkün değil. Yayın yasağı olan bir davada, ne hikmetse alakası olmayan bir sürü insan çatır çatır servis yapıyor. En son irticaya karşı belge düzenlediği iddia edilen Albay ÇİÇEK tutuklanmıştı.
More >

EdepSİZsiniz

edepsizT.M.O.’nun Toprak Mahsulleri Ofisi olduğunu bilirsiniz,

D.S.İ.’nin Devlet Su İşleri olduğunu da bilirsiniz,

T.H.Y.’nin Türk Hava Yolları olduğunu,

T.C.D.D.’nin Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları,

M.T.A.’nın Maden Tetkik ve Arama,

T.S.E.’nin Türk Standartları Enstitüsü,

M.İ.T.’in Milli İstihbarat Teşkilatı olduğunu da bilirsiniz.

T.B.M.M.’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi,

M.E.B.’in Milli Eğitim Bakanlığı,

S.P.K.’nın Semraye Piyasası Kurulu,

T.R.T.’nin Türkiye Radyo Televizyon Kurumu,

R.T.Ü.K.’ün Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olduğunu da bilirsiniz,

Hatta ve hatta  İ.E.T.T.’nin, İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri olduğunu bile bilirsiniz.

Fakat A.K.P.’nin, AK Parti olduğunu bilemezsiniz!

Çünkü siz, A.K.P.’nin Adalet ve Kalkınma Partisi olduğunu bilirsiniz.

Öyle ya, nasıl uydurulduğu belli olmayan bir kısaltma olan Ak Parti olduğunu, siz nereden bilebilirsiniz?

Bunu bilemediğiniz ve aksi şekilde izah ettiğiniz için, edepsiz olduğunuzu artık biliyorsunuz.

Bu ülkede kendi isminin kısaltmasını keyfiyeten uydurarak, AK’lamaya çalışan bir parti olduğunu da bilirsiniz.

Bu partiyi, “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı” suçu ile para cezasına mahkum edildiği dava sürecinde, kendi kurucusunun A.K.P. diye savunduğunu da bilirsiniz.

Sonra sorarsınız kendi kendinize,

Ben bilmediğim halde edepsizken, bilip de A.K.P. diyen nedir?

Cevap?

Cevap, vicdanınızın derinliklerinde saklıdır.

Fazla dalmayın, boğulursunuz.