Sosyal olarak etiketli yazılar
Sosyal Medya Sürtükleri
18 Kas
Son zamanlarda tavan yapan sosyal medya akımı, bir gün televizyonda Facebook’un ; ‘Sizinle ilkokul arkadaşlarınızı buluşturan bir servis!’ diye lanse edilmesi ile salgın hale geldi ülkemde. İnsanlarımızın internet anlayışını da az-çok bildiğimizden, çeşitli endişeler duymadık değil.
Nihayetinde bu yazıyı yazmaya kadar geldi tespitler.
Çok basit bir örnek ile size süreci açıklayacağım. Manken veya model, üzerinde elbise taşıyan, tanıtımını yapan kişiye verilen sıfattır. Bir çok insanın yükselmede ilk basamak olarak kullandığı mankenlik, nasıl ki bir grup sürtük yüzünden bugün ayıp veya seks kölesi gibi algılanıyorsa, sosyal medya da içerdiği sürtük potansiyeli taşıyan benzer insanlar sebebiyle lekelenmiş durumda. More >
Sosyal Medya Yavşakları!
13 Eki
Yavşak bildiğiniz gibi bit yavrusuna verilen isimdir. Ama biz ‘şerefsiz’ veya ‘namuzsuz’ diye çocuk seven bir toplum olduğumuzdan, hatta ayakkabı çekeceği seslenimi ile sevgi gösterisinde bulunduğumuzdan bizim için kelimelerin anlamları ve yerleri hiç mühim değil. Cümlemizin ana konusu olan sosyal medyayı da zaten anlatmama gerek yok. Bir şekilde burayı bulduysanız, en az 1 sosyal medya uygulaması kullanıyorsunuz demektir.
Eskiler bilir, internet ülkede ilk turlarına çıktığında herkes için karşı cinsi ayartma veya bir şekilde arkadaşlık kurma aracı olarak görülürdü. Aslında temelde bir çözülme ve dağılma olduysa da bunu hala böyle gören hödük sayısı epey fazla. Sohbet kanallarına girilir, en karizma ve sansasyonel rumuzlar seçilir, sonra da en alasından palavralar sıkılırdı. Birbirini karaladığı palavralar ile tanıyan yeni yetmeler, birbirine hayranlık duyar, deliklerini tıkardı.
Zaman adresi değiştirmedi ama yolu değiştirdi. Artık sosyal medya var. Mikro blog nimetleri var. E tabi zamane hödüğünün bunu keşfetmesi de pek zaman almıyor.
Facebook vb. sitelerin en çok büyüme kaydettiği ortak alan Türkiye.
Neden?
Çünkü Türkiye’de gözü doymaz çok. Çabuk şımaran çok. ‘Atın ölümü arpadan olsun.’ diye atasözü bile icad etmişiz. Ulan at neden ölsün birader? Bazı soytarıların özgürlükten anladıkları, osuruktan hak ve özgürlükler söylemleri, herkesin kendi hak hukuk ilkelerine sahip olduğunu dile getirmek falan.
İcraata gelince?
Baş örtüsüne destek verdiği kadının yanından geçerken, burnunu kaşına kadar kaldırıyor. Tabii bilgisayar başında o bir özgürlük savaşçısı, o bir liberal, sosyalist falan…
İşte bu şizofren vakalar, her gün sokakta, bakkalda, kasapta olduğu gibi sosyal medyada da karşımıza çıkıyor. Birbirinden karizmatik avatarların arkasında, birbirinden uyuşuk, birbirinden gerizekalı tiplerin olduğunu anlamak hiç de zor değil. 2 satır klavyesini oynattır, zaten bağırıyor ‘benim! benim!’ diye. Sonra bir söz var hani, Hoca hocayı tekkede diye başlar, gider. İşte bu yavşaklar birbirini o kadar çabuk buluyor ki, düğmeye bastığınızda evinizdeki ampül o kadar hızlı yanmaz.
Eğer herhangi bir sosyal medya kültürüne giriş gafletine düştüyseniz, ki kesin düştünüz yandınız demektir. Küfredebilme özgürlüğünü(!) edinen, sırf ben de karizmatik olmak istiyorum diye küfreden sığırcıkların ülkesindesiniz. İnsanlara hakaret etmeyi, insanları yermeyi, etraflıca küçük düşürüp takımından alkış toplamayı mağrifet sanan buzağılar ülkesindesiniz. Birbirini pohpohlayan ama birbiri için her türlü fesatlık planları yapan iki yüzlülerin ülkesindesiniz. Sokakta yanyana geçseler, birbirini tanımayan ama buralarda canımlı cicimli konuşan gereksizler ülkesindesiniz. Eskiden severek telaffuz ettiğiniz her türlü sevgi sözcüğünü çürüten, hatta sizi o güzel sözcüklerden iğrendirenlerin ülkesindesiniz.
Etrafından değer bulmaz insanların, el üzerinde tutulması sizi bunaltır. İşte burada ayakta durmanın zorluklarını yaşar, ya mücadele eder ya da terk edersiniz. Siz yavşak olmadığınızdan, ekürilerinizi bulmanız zaman alır. Fakat bulunca da onlar ve sizin aranızdaki farkı daha iyi anlarsınız.
Sözün özü bizde bu potansiyel, gevurda da bu zeka oldukça bizim kıçımızdaki boku silmeye ne su yeter ne de tuvalet kağıdı. Direkt kesip atacaksın ki, o zaman belki.
Eeee bu da Güven, Özveri ve Tecrübe istediğine göre…
Boğazımıza kadar batmışız biz bunun içine.
Not : Öyle ya bu yazıyı paylaşmak falan isterseniz, alttaki sosyal medya simgelerinden üyesi olduğunuzu kullanabilirsiniz.
Sosyalbiri.com satılık!
16 Ağu
Bir süre önce büyük heveslerle aldığım Sosyalbiri.com alan adını, üzerine bir proje yapamadığım için satıyorum. Projemizi işlemeye vakit bulamadık, bu yüzden işleyecek birine ulaşması tek isteğim.
More >
Dalga geliyor, yükseğe çıkın!
7 Oca
Dalga dalga geliyor yine Ergenekon.
Sabaha bir sürü tutuklama ile uyandık yine.Yargıtay Onursal Başkanı dahil, ülkenin bir çok stratejik kurumunda görev almış insanlar yine baskına uğradı şafak vakti.Üniversite ve dernekler yine aranmaya başladı.
16 ay sonra iddianame çıktı ortaya, ek iddianame beklerken yine bir sürü insan tutuklandı.Hesabın ne olduğunu anlamak, artık çok güçleşmeye başladı.Anayasa çiğneniyor, makul yargılanma süreleri aşıyor.Temel hak ve özgürlükler zarar gördükçe görüyor.İnsanlar içeride ne ile suçlandığından bir haber.Toplumun vicdanı sızlıyor, hukuk kan kaybediyor.
Dava ile ilgili, iktidar ve muhalefetin açıklamaları da davayı siyasi bir çembere sokuyor.Birisi davanın savcısı, diğeri de avukatı olduğunu söylüyor.Siyasetin girmediği tek yer de, böylelikle işgal edilmiş oluyor.Bugün kritik görevler yapan insanlar da, yarın aynı şeyin başlarına gelmesinin endişesini derinden yaşıyor.Başında olduğu görev ve makam için, gelecek kaygısı duyuyor.
Yargıtay da “her şey hukuk içinde olmalı” diye açıklama yapıyor.Neler oluyor, neler bitiyor kimse bilmiyor.Koca ülke bir olaya kilitlenip kalıyor, herkes birbirine bön bön bakıyor.Ülkenin taşları yerinden oynuyor.
Yolsuzluklar, vatandaşın cebinden alınan paralar ve diğer konular anında unutulup gidiyor.Etnik kökenleri öne çıkarma ve siyasi kimlik kazandırma riskleri de dahil olmak üzere, hepsi rafta tozlu yerlerini alıyorlar.İnsan merak ediyor, diğer dalgalara baktığımızda da, hep önemli olayların ardından ve ya evvelinden oluyor.Bu dalgalar kıyıya vurdukça toplum içi huzursuzluk da artıyor.Acaba peşinden ne geliyor endişesi doğuyor.
Kısacası bu dava çıkık bir kol ve kim, neresinden tutsa çok acıtıyor.
Çıkarın varsa, gel böyle bu yana
3 Oca
İki gündür Hadise ve Eurovision için bir yazı yazmak istiyordum ama bir türlü kısmet olmadı.Tam şevki yakalıyorum bir bakıyorum kulağımda bir spikerin sesi, “7 gence mezar olan ev” diyor.İzliyorum, bakıyorum, üzülüyorum sonra her insanda olduğu gibi geçiyor üzüntüm ama bir daha aynı haber çıkıyor karşıma.Onu da izliyorum ve sonra bir daha çıkıyor..
Yazamadım Hadise’yi bir türlü ama bu hadise çok daha önemli değil mi diğerinden?
3 gündür izliyorum olanı biteni.Bir kültür bir insanla gelir, ortada ölmüş 7 insan var.O halde 7 kültür var değil mi? Tabii ki hayır!İnsanoğlu doğurgandır, her biri ileride 2 çocuk sahibi olsaydı ve onların çocukları da çocuk sahibi olsaydı ne olurdu? Bu böyle devam etti de var olmadık mı biz?Demek ki 7 insan, 7 kültürden çok daha ileri bir şeymiş.Aramızdan ayrılan arkadaşlarımızla beraber, yitirdiklerimizi düşünelim biraz da.
Kendileri ile beraber bir çok şeyi kaybettik.Yine kendileri ile beraber bir çok şeyi gördük.Üniversitelerde okuyan gençlere bakış açılarını gördük.Günahkar ve haketti onlar diyebilmeye varacak, adi ve şerefsizce iftiraları gördük.Bu insanlar onların kızları, onların erkekleri olsaydı lafı olur muydu hiç? Tabii ki olmazdı, neden olsun ki! Onlara her şey mübah, her şey helal.Onlardan olmayanların yaptıkları da hep haram, hep günah.
Müdür çıkıp dedi ki, bacalar tıkalı o yüzden öldüler.Aynı müdür dün çıkıp dedi ki, bacalar tıkalı değil!Bırakın beni ben cuma namazına gidiyorum, bakın giderken de ajanslar gibi reklam yapıyorum.Haydi hepinize hayırlı cumalar..
Ulan arkadaş, bu kadar mı kıt sizin zekanız? Siz karşınızda cahil cühella bir halk mı var sanarsınız? Tümden bu halkı sindirdik içimize diye mi düşünürsünüz? Cahilin, cühellanın önde gidenisiniz.İftiracının, cehennemlikin sözlük tabirisiniz.Ne yüzle çıkıp hala konuşur, hala bir haltların mücadelesini verirsiniz!
İdeolojileri de bakış açılarıda müslümanlıkları da halkseverlikleri de patladıkça patlıyor.Ortalık, işkembesi patlamış kurbanlık gibi kokuyor ama bu ileri zekalılar hala deri toplamaya çıkıyor!Kimin döktüğü küçük su ile abdest alıyorlar ki? Elleri huzur, yardım ve demokrasi yerine düpedüz sidik kokuyor.
Dönelim biz asıl olayımıza..
İstifa nedeni şuymuş ; ”Gençler kesinlikle giyinik, günlük kıyafetliydi. Bir delikanlının gömleğinin düğmeleri beline kadar açıktı. Bu gencin muhtemelen havasızlıktan bunalıp gömleğini açtığını düşündük. Hiçbir şekilde ‘gençler çıplaktı’ diye bir beyanda bulunmadım. Anlatmaya çalıştığım, bu acıklı ortamdı.
Benim bir baba olduğumu defalarca tekrarladığım bu duygulu ifadelerimin, iğrenç bir şekilde çarptırılarak kamuoyuna, hem beni hem de gençlerin ailelerini yaralayacak şekilde yansıtılmasını kınıyorum. İfadelerimin çarptırılması sonucu ailelere verdiğim üzüntüden dolayı, bu ailelerden özür diliyorum.
Geldiğimiz noktada; Kurumumuzun, 7 gencin ölümünde hiçbir kusuru ve ihmali bulunmadığı halde töhmet altında bırakılmış olması, benim üzerimden hiç ilgisi olmayan insanların hedef olmaması için Başkentgaz Genel Müdürlüğü görevimden istifa ediyorum.”
Ben bu açıklamanın neresinden tutsam, her bir yerinden yalan fışkıracak.Bu insanın nereden cesaret aldığı apaçık ortada işte. Bunun gibi başında bulunduğu kurum ile alakası olmayan binlerce kişi var şu an.Neden? Tek nedeni, siyasi iradenin ele alınması için üç beş tuğla koymuş olmak.”Sen bana şunu şunu sağla, ben seni şunun başı yaparım” pazarlığıdır bunun sebebi.
Adam diyor ki; kurumumuz suçlu olmadığı halde töhmet altında bırakılmıştır!
Bak bak bak..Sen nesin arkadaş? Savcı mı? O kurumun başındaki müdürsün!(nasıl müdür olunuyorsa artık!)Bu iş ile ilgili araştırmayı, tahkikatı sen mi yürütüyorsun da, kurumun suçsuz olduğuna sen karar verebiliyorsun?
Adam diyor ki; hiçbir şekilde ‘gençler çıplaktı’ diye bir beyanda bulunmadım.
Yuh ulan.. Cuma namazına koşmak için ne salladığını da hatırlamıyor, bu kadar enseden sallarsan böyle olur paşam.Hakikaten cuma namazı için gitse de harbiden gam yemem ben! Dolap yahu, düpedüz gösteri.Ben şuncuyum diyor herif alenen.Sizin etrafınızı çevirdik biz, siz uyuyorsunuz mesajını da veriyor derinden!
Adam diyor ki; benim bir baba olduğumu defalarca tekrarladığım bu duygulu ifadelerimin, iğrenç bir şekilde çarptırılarak kamuoyuna, hem beni hem de gençlerin ailelerini yaralayacak şekilde yansıtılmasını kınıyorum.
Biz ne babalar gördük kendi öz evlatlarını asan, kesen, tecavüz eden vb. Babalık vasfının arkasından duygu tüccarlığı yapıp, üzerine bir de bu haberleri bizlere duyuranları kınıyormuş.Vay paşama bakın siz yahu, ne sanıyorsa artık kendini!Bir de tüm bu attığı iftiranın, yaptığı ayıbın üzerine kınayabiliyor.
Adam diyor ki; benim üzerimden hiç ilgisi olmayan insanların hedef olmaması için Başkentgaz Genel Müdürlüğü görevimden istifa ediyorum.
Hangi insanlar müdür?Seni oraya getiren insanlar mı?Onları, utanmadan sıkılmadan menfaatleri doğrultusunda destekleyen insanlar mı yoksa?Ya da iş vaad edip, güçlerini, kişiliklerini satın aldıklarınız mı?Sen bu söküğün neresindesin ki, dur da bir onu düşün!
Böylesine önemli kurumların başındaki insanlar neden gerçekten bilgili ve deneyimli insanlar değiller?Adam devlet kurumu adına toplantı yapıyor ve cuma namazının propagandasını da sonuna ekliyor.Sormazlar mı adam “Laiklik karşıtı eylemlerin odağından mı geldin sen müdür yoksa?” diye?Halının altına süpüre süpüre, basamak yaptınız oraya, artık yandaki köyden bile görüyorlar o tepeyi demezler mi?Sizin odanın ortasında, bir kazık edası ile yükseliyor bu işlerin hepsi, aman ha düşmeyin sakın üzerine diye tavsiye etmezler mi?
Bugün gazetede, aslında tüm bunların sebebini gördüm.Tek bir cümle yeterliydi her şeyi açıklamak için. Yılmaz ÖZDİL’de o kadar güzel kurmuş ki cümleyi.Ben de alıp burada kullanıyorum şimdi.
“En çok oyu ben aldım, her kadroyu benim badem bıyıklılar doldursun“
İşte zihniyetin, işte olanın bitenin kaynağıdır bu.Bu cümle çok basit bir tespit ama hastalığın da ta kendisidir.Diğer bir hastalığımız olan yalakalığa henüz tam bir tespit getirilememiştir.En yakın tespit, çıkarın varsa yalaka olursun tespitidir.Çıkarın yoksa da işsiz, kimse tarafından sevilmeyen olursun.Sen toprağını karşılıksız seversen, seni kimse sevmez.Sen toprağını karşılıklı sev ki, yarın yatacak yerin olsun.Bu cümle yanlış olacak bir süre sonra, çünkü toprağımız falan kalmayacak bu gidişle sanırım.Savaşarak alamadıkları hazineleri, şimdi parayı basarak alıyorlar nasıl olsaki.Bir yazımda belirtmiştim, belki de yakarlar bizi ölünce.Küllerimiz savrulur atmosfere, kim bilir..
Allah biliyor çok günah işledim.Dinimin gereklerini pek çok zaman hiç yerine getirmedim ve hatta umursamadım.Fakat benim de bir duam var..
Ben de cehenneminde yanacağım yaradanın, tek isteğim bu ülkeyi bölmeye çalışan, dini oyuncak eden, insanları öldüren, onlara azap veren, eziyet eden ve onları kullananların bir kat üstünde yanayım.Olur ya aşağıdakiler suya ihtiyaç duyar, benim de böbrekler çalışır..
Öteye gittik diye muhtacı ihmal etmek, bize yakışmaz!
Erdal Güçlü
