Kişisel

Hırsız Kim?

Az önce annemden duydum, çok komik ve ibretlik bir hal olduğundan ben de buraya yazayım dedim. Siz de okuyun, benzer bir komedi veya trajedi yaşamayın.

*

Annem ve kardeşim dün bir akrabamızın cenazesi için Sakarya’ya gittiler. Cenazeden sonra teyzem ile beraber, teyzemin evine doğru yola çıkmışlar. Bu arada teyzem ve annem bir yere uğramak için durduğunda, anahtarı kardeşime vermişler ve “sen bizi bekleme, zaten evde kimse yok gir otur” demişler. More >

Kokuyor mu?

koku3gy11Kokularda saklı benim geçmişim. Nedense hep böyle çok küçüklüğümden beri. Her zaman diliminin, hayatımdaki her hinliğin, cinliğin bir kokusu var belleğime işlenmiş. Bazen bir ter kokusu, bazen bir yosun, bazen bildiğin çöp tenekesi. Ama hiç kokusuz değil.

Yaşadığım an herhangi bir koku olarak tespit yapamasamda zaman dilimine, üzerinden bir süre geçince kendine ait bir kokuda olduğunu fark ediyorum. O anı yaşarken o kadar içinde olmaktan, aslında hep var olan bir kokuyu duymamak sebebi. Etrafım o kadar sarılı ki bu anın kokusu ile ancak yitirince farkına varıyorum. Bir an hatırlayıp gözümün önünden geçince zaman dilimi, o zaman buram buram geliyor kokusu burnuma.

İşte diyorum yine oldu. Yine o an kıymetini bilmedim, bilemedim. Artık silindi doğamdan o koku, sadece belleğimde. Belleğimden beni mutlu da edemiyor üstelik. Geçmişin kokusundan bahsediyorum. Kendi geçmişimin kokusundan… More >

Yaranamamak

schizophrenicSen sanıyorsun ki, sadece senin içinde fırtınalar var veya sadece sen susuyorsun bazen. Haydi bu seferlik susayım ulan, ölümlü dünya diyorsun. ‘İnancıma göre, susarsam kazanırım’, ‘Dürüstlüğün ödülü elbet olur’ hurafelerinde turluyorsun. Aslında bu herkesin sorunudur.

Teselli aradığında, ‘Boş ver ya dünya dönüyor. Hala yaşıyoruz’ gibisinden yanındayım imajı çizen çöp adamlar, herkesin hayatında vardır. İzledikleri dizilerden edindikleri replikler ile seni dengesiz anında gafil avlarlar sadece. İcraata gelince, çoğunu kış uykusuna yatmış bulursun. İnine taş atsan da uyandıramazsın, öyle bir çekilmiştir ki derinlerine sadece İsrafil’in sürunun sesi ulaşır köhne alemine.

Kimseyi memnun edemezsin. Birine alkış tutsan, neden diğerine göz yaşı dökmedin diye trip yersin. Kıyıya vurmuş yosunlar gibi üst üste olur sorunların. Her biri henüz yemyeşildir. İçerisi böcek doludur ve tiksinirsin elini uzatıp sorunlarını ayıklamaya. Halbuki bir başlasan, bilirsin hepsini savuracaksın bir çırpıda.

Çalışırsın çabalarsın, yaptıkların için takdir beklersin. Çoğunca gelip gelişimini tamamlamamış bir irtibatın, kusar içindeki kinden sebebi yaptığın şeylerin üzerine. Halbuki sen fesat değilsindir. Omuz omuzayım diye övündüğün adamlar, ihtiyacın olduğunda telefonuna dahi çıkmazlar. İşlerine yaradığın müddetçe sırtına binerler, fakat sen onlar gibi bakmazsın dünyaya. Senin için, pilav üstü kuru kıvamındadır onlarla geçirdiğin zaman. Ya da balığın gözüne bakan rakı…

Yalpaladığında sen farkında değilsindir çoğunca. Başkaları gelip, ‘Aa çökmüşsün sen!’ veya ‘Çok kilo vermişsin’ gibi klişe sözlükten en fazla hit alan cümleleri dolandırır kulaklarında. Peşinden alır seni bir buhran, koparır oturduğun yataktan uçurur salak saçma sebepler arasında. En sivri olanının tepesine, çıkarabildiği kadar yüksekten bırakır seni. Hiç düşünmez ne kadar gireceğini!

Denize taş atacak birini bulamazsın yanında. Onlar çok farklı yerleri taşlamaya başladıkları için, sen ata ata ancak meteliğe kurşun atarsın. Hem maddi, hem de manevi yıkıma uğrar duyguların. Kimseye yaranma derdinde değilsindir. Sen sadece huzur verip almak ve insanları mutlu etmek peşinde olsan da, ormanın aç kurdu çalmıştır gözün gibi baktığın kuzularını.

E bir de kimse senin insan olduğunu, yıkılabileceğini hesap etmez. Herkesin duygusu, vicdanı, onuru vardır ama sen taş olduğundan bu tip yetileri taşımazsın. Sebebi de tüm bu hinliklere, tüm bu dikkatsizliklere olduğun gibi cevap verirken, onların hayranlığını uyandıran bir duruş sergilemiş olmaktır.

Oturup düşündüğünde ‘Kimler için son bulmadı ki hayat?’ dersin kendi kendine. Dünya kadar malı olan da gitti, fındık kadar şeyi olan da…

İşin güzel yanı, sıranın ne zaman ve nerede geleceğini bilememektir. Yaşarsın öyle, insanlar ve ortak olabildiğin kadarıyla kendin, hayatına yön vermek istediğin şekliyle. Bazen mutlu olur, bazen de motoru bozulup denizin altına çökmüş bir denizaltı gibi karanlıklara gömülürsün.

Kimse dikkat etmez, görmez, göremez.  Çünkü onlar getirir seni bu halde. Bağışıklık yapmıştır artık senin bünyende. Üzerine konacak her şey kademe kademe işler, seni içten çürütür ama dışın en tatlı karpuz gibidir.

Herkes gördüğüne aldanır…

Neyse ki teşhisi konmamış şizofrensindir. Bir yanın bu acıları çekerken, diğer yanın seni kale gibi ayakta tutar.

Sarı Prenses Kusturma

sari-prenses-akvaryum-baligi-malawi-01

Balık ve akvaryum sponsorum Akif’in, Sarı Prenses yavrularının doğumunda ebe işlevi görüyoruz. İlk canlı deneyimimi görüntülemek istedim ve başardım. Ama kamerayı da suya düşürdüm sonunda. Üzerimdeki kısmetsizlik, bu çekime bile yansıdı anlayacağınız

İlk önce Yunus yavrularını almak istedik ama akvaryuma saldı yavrularını. Akif balığı müthiş şekilde ürkütmüştü çünkü. Buna rağmen iyi yavru verdi balıklar.

Çekimi sessiz izlemeniz tavsiye edilir. :)

İlgili aramalar: hayvan – sarı prenses kusturma –  sarı –   prenses –   kusturma –   balık –   yavru

Akvaryum kurdum

Görüntü006Bugünlere kadar gezip gördüğüm mekanların çoğunda olan ve asla dikkatimi son günlerdeki kadar çekmeyen akvaryumlardan, bir tane de ben aldım. Aldım çünkü, onları izlerken bana bir sakinlik, dinginlik geldiğini fark ettim.

Aslında her şey Akif’in evindeki akvaryumlar ile başladı.
More >

Dişsiz adam

disciSanırım son yazımı yazalı yaklaşık 5-6 gün oldu. O gün de, belirttiğim gibi dişimde bir abse oluşmuştu ve keyfim tamamen kaçmıştı. E ihmal edersek dişçi dostlarımızı, keyfimiz de kaçar huzurumuz da.

Konuya bahis olan diş, artık yok. Yıllar önce dolgu yapılmış ve bir süre önce de dolgu kırılmıştı. E tabi üşengeç ve ihmalkar bir tip olarak, yumurtanın sıkışmasını bekledim ve sıkıştı da. Abse oluşunca da, mecbur kaldık müdahaleye.

Antibiyotiklerle yaşıyorum 1 haftadır. Vücuttan çıkartımı sırasında, antibiyotik kadar kökü kokan bir şey olduğunu sanmıyorum. Tabii yararlı her şeyin, bir yere zararı da oluyor. Neyse ki abseden kurtulduk ve hatta diş de gitti. Artık koca ağzımla güldüğümde, kenarda küçük bir boşluk çıkıyor.

Diyeceğim o ki, kırık dolgunuz, ağrı yapan dişiniz veya çürük dişiniz varsa hiç beklemeyin. O kadar çok şeyi tetikliyor ki insan vücudunda, tedavi sonrası anlıyor insan.

Ağzımın özlediğim sağlığına kavuşmasını, o pis kokan antibiyotiklere borçluyum. Hoş hala dişin çekildiği yerde küçük bir ağrı var ama o kadar kusur, kadı kızında da olur. :)